Canalblog
Editer l'article Suivre ce blog Administration + Créer mon blog
Publicité
Littérature
Publicité
Archives
Littérature
Derniers commentaires
Littérature
Catégories
15 février 2013

HIZIR ORUCU

 

pargaça Xizir

Êrındag köyünde Xızır orucu için Şubat ayının 13, 14, 15 günleri tutulur. Ancak geleneğimizde tuttuğumuz üç günlük orucun üçüncü günü Perşembe'ye denk gelmesi gerekir. İlk günlerinde üç günlük süre ile Xızır Orucu tutulur. İki gün de Xızır'ı karşılama orucu tutulur. Xızır, kendisi için oruç tutulan tek kutsal kişiliktir. Orucun sonunda buğday kavrularak el değirmeninde (Dıstar) çekilmesiyle (öğütülmesiyle) elde edilen kavut, sıcak şeker ile yoğrularak "kavut topu" yapılır ve tüm köylünün ortaklaşa yaptığı bu helva yine tüm köylüye herkesin ihtiyacına göre dağıtılır. Bu kavut olayının hazırlanması esnasında;

A) Xızır'ın son gününde buğday, ekmek sacının üstünde ateşte kavrulur. Ondan sonra El değirmeniyle (Dıstarla, iki taş üst üstedir) öğütülür. Kavut işi bittikten sonra, bu esnada genç kızlar için dıstar boş dönderilir. Bu dıstar boş halde (el değirmeninin boğazına buğday katmadan) hızlı bir şekilde dönderilerek boşa salınır. Bir müddet kendiliğinden boş dönen el değirmeni durur. El değirmeninin kolu hangi yönde durursa, genç kız o taraftan (doğu-batı-kuzey-güney) biriyle evlenir anlamındadır.
Bilhassa bu kavut işi genellikle Perşembe gününe denk getirilir. Yani bu, orucun üçüncü gününe denk gelir. Bundan dolayı akşamdan kavut büyük bir leğene konur. Yalnız leğen en yüksek bir yüklük üzerine bırakılıp etrafına mumlar yakılır. O gece Hz. Xızır'ın bir işaretinin olup olmadığına dair beklemeye koyulur. Ertesi gün sözü geçen kavut yağdan pişirilerek komşulara dağıtılıp sofralar kurulur.B) Bu üçgünlük oruç içerisinde akşamları bekâr genç kız ve erkekler, bu orucu daha gayretli tutarlar. Cuma gecesi, kurbanın tuzlu etini yiyip su içmeden yatarlar. Rivayete göre o gece rüyada kimin elinde ya da nerde su içilirse onunla evlenileceğine inanılır. Tabii ki bunun tabirleri farklı farklıdır. Bu, ya bir genç kız, bir genç oğlana eliyle su verir, ya oğlan kıza su verir veya bir köye ait çeşme'den su içebilir veyahut da bir kaynaktan, bir pınardan su içebilir. Köyümüzde böyle bir inanç biçimi de hakimdir. C) Hızır ayı başlamadan en az bir ay önce herkes en iyi koçlarından birini “Hızır Kurbanı” olarak ayırır ve genellikle merek ya da samanlıklarda doğal besiye çeker. Fiğ, arpa, palamutla besler, sık sık koçun yüzünü ve ayaklarını yıkarlar. Kurbanlık hayvan asla dövülmez, mübarek gözüyle bakılır. Kurban olarak kesildiği zaman da, gözleri kapatılır, koçun alnı öpülür, dua verildikten sonra yönü Kıble’ye gelecek şekilde yatırılarak en seri bir şekilde “bismillah ya Hızır” denilerek boğazı kesilir. Orucun son gününün neden Perşembe'ye denk gelmesi de şöyle izah edilebilir;
Cuma geceleri Alevilerce kutsal kabul edilir. Yani ibadet gecesidir. Bu bakıma en kutsal Cem Cuma gecesi yapılan Cem (Civat) kabul edilir. Cuma günü ise Aleviler işe gitmez, banyo ve temizlik işlerini yaparlar. Bunun dışında, hastası olan mutlaka kurbanını alıp Şecere Evi’ne getirirdi. Kevırkan Köyü, şecerenin orda olmasından dolayı, bu aynı Bargini ve Zêve köyleri gibi kutsal bir köy kabul edilirdi.
Hızır Cemleri’nin, Şecere önünde yapıldığı dönemlerde büyüklerimizin aktardıklarına göre Hızır günleri, yöre halkı kurbanlarını alarak Halilpınar (Kevırkan) köyündeki Şecere Evi'nde (Seyyid Hıdır’ın evi) toplanılır. O zamanlar çok kalabalık cemler yapılırmış. Cemlerin en büyük zakirleri ise, Nacar’da Ali Xellan, Çay’da Seyyid Kasım ve Kort’ta Alibaba imişler.

Xızır orucu boyunca rüyada yıkanmak hem kalp temizliğinin sembolü anlamında, hem de iyiliğin sembolu anlamındadır. Uçmak gene aynı manadadır. Ayrıca Xızır Orucu kesinlikle tek günlü olması şartı vardır, çift günlü olmaz.
Hz. Xızır ak sakallı bir ihtiyardır. O sık sık insanları sınamak için don değiştirerek insanların kapılarını çalar. Genellikle yaşlı bir dilenci kılığında gelir. İnsanların yoksullara, muhtaçlara, yaşlılara karşı tutum ve davranışlarını sınar. Hz. Xızır'ın bir gün başka bir giysi içinde kapılarına geleceğini düşünen yöre halkı kapılarında genellikle yaşlı dilencileri eli boş çevirmemeye özen gösterirler. Dalgınlıklarına ya da aldırışsız bir zamanlarına denk gelir de yaşlının yüzüne kapıyı kapatırlarsa olayın farkına vardıkları an "ya gelen Xızırsa! Veya ya bizi sınamaya gelmişse!" diye düşünerek o yaşlı dilencinin arkasından köyün dışına kadar koşup ona mutlaka bir sadaka verirler. Hatta saf temiz köylü elini cebine atarak "Xızır ne verdiyse" deyip cebinde ne varsa alıp dilenciye verir.
Saf ve temiz yaşlı köylülerin sık sık Xızır'la karşılaştığı da olur. Elâzığ'a gitmek için köyden biri sabahın erken saatlerinde kalkıp yürüyerek Ulupar köyüne gider. Arabanın son kalkış durağında bekler. Kısa sürede hayli kalabalık birikir. Bu arada fakir kılığında bir dilenci gelip burdaki yolculardan, Allah rızası adına sadaka ister. Bu dilenciye hiç kimse sadaka vermez ve oralı bile olmaz. Herkes arabaya biner. Araba hareket ettikten belli bir zaman sonra kaza yapar. Bu kaza esnasında yolcular arabadaki fakir dilencinin olmadığını farkederler ve onun Hz. Xızır olduğunu anlarlar. Fakat artık çok geç olur. Bu kazada birkaç kişi de hayatını kaybeder. Bu olay gerçek olup çok yakın zamanda meydana gelmiştir.

Bu yörede Xızır semahı en çok dönülen, en çok sevilen bir semahtır. "Ya Xızır, ya Xızır, Boz Atlı Xızır, yetiş imdadımıza Boz Atlı Xızır". Topluluk, semahtakilerini coşturmak için el çırparak "êşqıne, êşqıne Heq êşqıne, Pir êşqıne, Xızır êşqıne!" deyip bağırır. Xızır kutsaldır. İyi bir dilek olarak "Xızır yardımcın olsun, Xızır yoldaşın olsun" gibi deyişler yöre halkının en çok kullandığı deyimlerdir. "Xızır seninle olsun, Xızır işlerinde yardımcı olsun!"

Hasan DAL
("Dersim'in Bilinmeyen Gerçek Yüzü" adlıeserimden Sf/86-87-88)

 

 

Publicité
Publicité
Commentaires
Publicité